![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#51 (permalink) |
|
Ebedi BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 29-01-2006
Bulunduğu yer: Artık Saklanmıyorum...
Mesajlar: 2.324
Thanks: 1.673
Thanked 1.890 Times in 884 Posts
İtibar Gücü: 7473203
Karizma Puanı: 672587925
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
Eywallah hemşerim. Saol. +rep'i gönderdim.
Sen neresindensin Kastamonu'nun? |
|
|
|
|
|
#52 (permalink) | |
|
Yeni BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 28-11-2005
Bulunduğu yer: Kastamonu
Yaş: 27
Mesajlar: 41
Thanks: 2
Thanked 5 Times in 5 Posts
İtibar Gücü: 1437
Karizma Puanı: 129180
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
Alıntı:
teşekkürlerr hemşoo kastamonu merkezdeyim ben şuanda |
|
|
|
|
|
|
#53 (permalink) |
|
Yeni BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 28-11-2005
Bulunduğu yer: Kastamonu
Yaş: 27
Mesajlar: 41
Thanks: 2
Thanked 5 Times in 5 Posts
İtibar Gücü: 1437
Karizma Puanı: 129180
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
![]() Tarihi Bir Ev Asırlık Çınar Ağacı ABANA TARİHİ İlk yerleşim yeri Hacıveli'dir (Aeginetes). Hacıveli, bugünkü Abana'yı da içine alıyordu. Ezine Çayı'nın adı da Aeginetes'ti. Abana büyümeye başlayınca Apana olarak haritalardaki yerini aldı. Bölgemiz Türklere geçince Apana adı Abanaya dönüşüyor (ama Batı kaynaklarında daha uzun yüzyıllar Apana olarak kalıyor). Apana'nın psi, Türkçeye aktarılırken bye dönüştürülerek yumuşatılmış. Osmanlı kaynaklarında Sinop kentinin adı da Sinob olarak geçer. Abonou Teikhos, Abana'nın değil, İnebolu’nun (Ionopolis'ten önceki) adıdır. Dünyada yerleşim yeri olarak 15'ten çok Abana adına rastladık. Bunlardan ikisi Türkiye’de (Türkiye’deki öteki, Sivas-Suşehri İlçesi’nin Akıncılar Bucağı’na bağlı Göllüce Köyü’nün eski adıdır), ikisi Kamerun’da (Afrika), ikisi Angola’da (Afrika), biri Kongo’da (Afrika), biri Gabon’da (Afrika), biri Nijerya’da (Afrika), biri Japonya’da, biri Ürdün’de, biri Suriye'de, biri Kanada’da, Biri Grönland'ta, biri Tunus’tadır (Afika). Havana Eyaleti’nin (Küba) eski adı Abana’dır. Kimi dillerde (örneğin Yunanca) Başkent Havananın adı bugün de Abanadır. Elimizde Abana’ya ilişkin İkçağ’dan kalma (Korintos sütunu da içinde) 4-5 mimarlık yapıtı ve Geç Bizans’tan kalma vaftiz teknesi var. Ayrıca Kastamonu Müzesi’nde Hacıveli’den çıkma kanatlı at başı; Yeşilyuva ve Çayırcık’tan testi, tas-tabak var. 1924 değişimi öncesinde Abana, Bozkurt, Yakaören ve Çatalzeytin'de de azınlık var. 1900 dolayında doğanlar bu azınlıkları tanıyor. Ama 1899 (H 1317) Kastamonu Salnamesi’ne bakarsak o yıl Abana’da (Çatalzeytin ve Bozkurt'u da içine alan 84 muhtarlığın tümü) Rum ve Ermeni yok (sayılanların tümü İslam). Anlaşılan buralarda oturan Rum ve Ermeniler sayımlarda İnebolu’da gösteriliyor. Kıyıdan içerdeki azınlıklar daha önce göçmüş olabilir. Örneğin, 1903 Göynükler doğumlu Hasan İnce, Köylerinde yaşayan Ermenilerin torunlarıyla İstanbul'da karşılaşıyor. 1924 değişiminde İnebolu’dan Yunanistan’a 2.000 Pontuslu Rum göçer. Fatih, Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ortadan kaldırdı (1461). Sonrasında Gedik Ahmet Paşa Kırım’ı da alınca (1475) Karadeniz bir Türk gölü durumuna geldi. Kıyılarımızdaki gemi geçişini güvence altına almak ve Osmanlı Donanması’nın halat, sicim, kereste gibi birçok gereksinimini sağlamak amacıyla Abana’ya da Türk denizciler yerleştirildi. Örneğin Kırıkoğulları Abana’ya Kırım’dan geldi. O zaman Abana düzlüğü oluşmadığından Yukarı Abana’ya doğru yerleşilir. Kendileriyle söyleştiğimiz Aşağı Abana’da oturan yaşlıların çoğu, Yukarı Abana’dan taşındıklarını, deniz azınca kıyıya savrulan suların Nuri Ahmet’in (Yeğin, 1887) dükkânının 5-6 metre yakınındaki çeşmeye dek geldiğini söylüyor. 1924 doğumlu Hayri Aydemir, denizden gelen bu suyun köpüğünün ark içinde Paşa Çeşmesi’ne (bugünkü akaryakıt istasyonu karşısı) dek dalgalandığını; 1940 doğumlu Nahit Demirel bile, bu köpüğün Nuri Ahmet'in dükkânının önündeki çeşmeye dek vardığını ve azgın denizin Ahçı Hüseyin’in (Özden, 1920) dükkânının bahçesine (Yenicami’nin 15 metre güneyi) kum yığdığını belirtiyor. 100 yıl önce Abana önündeki düzlüğün eni (arkasına yaslandığı dağ eteği ile deniz arası) yaklaşık 100 metreyken, Harmason’daki en az 400 yıllık çınarların dağ eteğine uzaklığı 200 metredir. Ezine Çayı’nın Bayramgazi’ye dek koy olduğu dönemde bile Harmason önünde küçük bir düzlük (dağ eteğinden denize doğru boyu 300 metreye ulaşan bir yarımada) var. Bunun nedeni, Harmason’da, çınarların 60 m kadar deniz yönünde, zamanla kumlar altında kaybolan bir kayalığın varlığıdır. 1930-1960 yılları arasında Abana düzlüğünün büyümesi çok hızlandı. Zaman zaman denizde topuk oluşur, topuk önce adaya, sonra da yarımadaya dönüşürdü. Yarımadanın Çayağzı'ndan bugünkü liman yakınlarına dek ulaştığı olur, kıyı gemicilerimizin işi zorlaşırdı. Sonra bu yarımadanın içi dolar ve düzlük denize doğru genişlerdi. Bu oluşum hemen her yıl yaşanırdı. Abana düzlüğünün hızlı büyümesinin başlıca nedeni, o dönemde ormanların hızlı kesimi yüzündendir. Orman kesimi başlıca iki nedenle hızlanmıştı: 1- Patates ekimi için ormanlıkların tarlaya dönüştürülmesi. 2- Zonguldak kömür bölgesine maden direği sağlanması. Yalnızca patates ve maden direği değildir neden. 2. Dünya Savaşı'nın kıtlık yılları ve sonrasında her tür yiyecek yetiştirilmesi için ekilebilecek yerler alabildiğine genişletildi. 1950'lerde başlayan yoğun göçler nedeniyle köylerdeki tarlalar yeniden ormana dönüşmeye başladı. Abana içinde bile bu oluşum yaşandı. Ormanların kesilmesi sonucunda Ezine Çayı yalnızca kum-çalık-toprak değil; kargalak (çay-deniz odunu) da taşırdı. Abana Merkez'de oturanlar yakacağa para vermezdi. Ezine Çayı'nın oluşturduğu sel, çok odun (ve taş- toprak) getirirdi Abana kıyılarına. Abana’nın tek yakacağı kargalaktı. Çayın getirdiği selin ardından deniz kıyıları kargalak dolardı. Herkes deniz kıyısına dolar, tonlarca kargalak tutardı. Eşek- katır sırtında odun satan köylüler çok seyrek görünürdü. Abana içinde oturan sıradan aileler 1970’lere dek odun satın almazdı (tuttukları kargalak yeterdi). Bugün Abana düzlüğü büyümediği gibi, zaman zaman azgın Karadeniz dalgalarının konutlara ve karayoluna zarar vermesi, düzlüğün küçüldüğü izlenimini de veriyor. Bunun dedeni de, geçim nedeniyle köylerin boşalması sonucu tarlaların yeniden ormana dönüşmesiyle yukardan kum-çakıl gelmemesidir. Balıkçı barınağının yanlış yere yapılması, Bozkurt'un, çay içine setler yapıp aşağıya kum-çakıl geçirmemesi de ayrı nedenlerdir. Günümüzden 7.500 yıl önce Karadeniz bir göl durumundaydı ve deniz düzeyi bugünkünden 170 m alçaktaydı. Abana önlerinde Karadeniz’e doğru 60 km’yi aşkın bir düzlük vardı. Buzulların hızlı erimesi sonucu çoğalan sular Akdeniz'den Karadeniz'e doldu (İstanbul Boğazı açıldı) ve bu düzlük sular altında kaldı. Bu duruma göre, Hacıveli açıklarında deniz altında bir yerleşim yeri (kent) bulunduğu söylencesi güncelliğini koruyor (Hacıveli’de, denizden çıkarılan büyük bir sütun var. Denizde böyle birçok sütunun görüldüğü söyleniyor). Hacıveli açıklarında bir kentin bulunması Abana tarihi’ni en az İÖ 6.000 yılından başlatacak.1951'e dek Harmason Konakören'e (Toza) bağlıydı. Konakörenlilerin çoğu Abana ile değil, Yakaören (İlişi) ile işbirliği içinde olmuştur. Büyük kereste tüccarı olan Konakörenli Musareisler'in (Acenta Mehmet Ali Geriş'in atasoyu) Yakaören'in kalkınmasında büyük payı var. 20. yy'ın başlarında Yakaören'deki bir okula da adları verilmiş (Musareis İptidai Mektebi). Harmasonlu Nuri Ahmet (Yeğin, 1887) bile ilk dükkânını Yakaören'de açmış. Bugün Bozkurt'ta bile işyeri bulunan Konakörenliler var (örneğin Kotman soyadlılar).Kanakörenlilerin Abana'ya soğuk bakmalarının başlıca nedeni, Abanalıların geçmişteki davranışlarından kaynaklanabilir. Yukarı Abanalıyı bile çarşıya sokmak istemeyen Abanalının Konakörenliye hoşgörüyle bakması düşünülemez. Ayrıca Konakören, Yakaören'e daha yakındır. Sel nedeniyle Ezine Çayı'nın geçit vermemesi de ayrı bir nedendir (bugünkü köprü 1971'de tamamlandı. Ondan önceki tahta köprüleri sık sık sel alırdı). Abana’ya 1500’lü yıllarda geldiklerini varsaydığımız ilk Türk ailesi Keşeplioğulları’nın Harmason’a değil de Abana ve Bozkurt’a yerleşmelerini Harmason’daki azınlıkların varlığına bağlıyoruz. Ayrıca Harmason’la Abana’nın arası uzaktır. Keşeplioğulları’nın Abana’daki evi Paşa Çeşmesi’nin 150 metre güneybatısında, deniz kıyısındadır (o zaman bugünkü akaryakıt istasyonunun yeri, Zeytinlik, sanayi çarşısı ve bugünkü futbol alanı tümüyle denizdir). Keşeplioğulları’nın deniz kıyısındaki eviyle Harmason arasındaki 1 km’ye yakın alan tümüyle denizdir. Harmason’a karadan gitmek için Bozkurt yukarılarından dolaşmak gerekir. Fırtınalı havalarda gemiler Kirse Kayası’na bağlanır. Eskiden Abana ve Bozkurt’ta en çok yer (toprak) Keşeplioğulları’nındı (Keşeplioğulları’nın Harmason ve Konakören’de yeri yok).1876 sonrasında Abana’daki en güçlü aile Hacıyüzbaşıoğulları’dır. Padişah 2. Abdülhamit, Nazım Önüralp’in (1922) dedesi, Ahmet Efendi’yi (Hacıyüzbaşı, 1839) büyük bir yetkiyle Abana’nın vergilerini toplamakla görevlendirir. Hacıyüzbaşı Ahmet bucak müdürlüğü de yapar(*). Hac'ca da giden Hacıyüzbaşı Ahmet 1888'de ölür ve soyu Hacıyüzbaşıoğulları olarak sürer. Yukarı Abana’da oturan Hacıyüzbaşı Ahmet, Abana'ya Kuğu'dan (Çatalzeytin) gelmiş. Babası da yüzbaşıdır (Yüzbaşı Hasan. Tapu belgelerinde Hacıyüzbaşı'nın adı Yüzbaşızade Hacı Ahmet Ağa olarak da geçer). Babasının ve kardeşlerinin çoğunun Kuğu'da öldüğü biliniyor. *) Osmanlı Arşivi'nde, 7 Eylül 1888'e denk gelen tarihte şu bilgiye rastladık: Abana ahalisinden Hacı Mehmed, Nahiye Müdürü Vekaleti'nde bulunan Yüzbaşıoğlu Hacı Ahmed'in kendisine zulmettiğine dair şikayette bulunduğundan Kastamonu Vilayeti'nce tahkikat yapılması (Tarih: 15 M 1306 (Hicrî), Dosya No: 1545, Gömlek No: 72, Fon Kodu: DH.MKT.). Hacıyüzbaşı’nın kereste mağazaları ve gemileri varmış. Keresteyi Abana’ya köylüler indirirmiş. Kereste taşıyan köylüler yiyecek ve giyeceklerini Hacıyüzbaşı’dan alır, yılda bir kez hesap görülürmüş. Hacıyüzbaşı’nın, kışları Sinop’ta kışlayan büyük gemileri de varmış. Kereste İstanbul’a, İzmir’e, İskenderun’a ve Rusya’ya gidermiş. Abana’da 1900’lü yılların başlarında dağın eteğinde kurulan (1928’de yapılan Nuri Ahmet’in yapısı sırası) ilk dükkânlar camsız-çerçevesiz barakalardan oluşuyordu. Sulanabilen Abana düzlüğünde yetişen patlıcan, biber ve domates, gereksinimi karşıladığı gibi, İnebolu başta olmak üzere komşu yerleşme yerlerinde pazarlanır. Bunlara ek olarak İncir, erik ve üzüm Kastamonu’ya dek katır sırtında gider. Patates, kestane, yumurta, varil tahtası, kereste kütük kayıkları ve yelkenlilerle gideceği yerlere yollanır. Rusya ve Tuna ağzına kereste götüren yelkenli gemiler, daha çok mısır ve tuzla döner. 1950’lerde bile, 19. yy’dan kalma bir yapı tuz mağazası olarak kullanılıyordu. Rusya’dan şeker de gelir (şeker, kaya parçası gibidir. Tuza benzer ve keserle parçalanır). Abana'ya Rusya'dan gelen tuz ve Batum'dan (Gürcistan) gelen gaz tenekeleri katır sırtında Kastamonu'ya ulaştırılırdı. Çatalzeytin'den İnebolu'ya dek kıyı kesiminde taş-beton en eski camiler Abana'dadır (Hacıveli Camisi 1805'te, Harmason Camisi 1846'da ve Merkez Hacıahmet Camisi de 1947'de yapıldı). İnebolu'nun en eski camisi Hamidiye 1884'te yapılmış. Bozkurt Merkez Camisi 1908'de, Yakaören Merkez Camisi 1909'da, Gemiciler Camisi 1948'de, Çatalzeytin Camisi de 1963'te yapıldı. Abana merkezinde bulunan Atmeydanbaşı ve Harmason gömütlüklerinde kalan toplam 10 kadar eski yazılı, çoğu sarıklı gömüt taşlarında yapılan incelemede en eski gömüt taşı olarak Atmeydanbaşı’nda 1712 (H 1124) ve Harmason’da 1758 (H 1171) ölüm yılını saptanabildi. Daha eski olan bugünkü akaryakıt istasyonunun yerindeki gömütlüğün gömüt taşları ortada yok. Gemiciler'de, çevre gömütlüklerinden çıkarılan eski gömüt taşları cami avlusunda sergileniyor. Bunlardan en eskisinin tarihi 1758'dir (H 1171). Abana-Hacıveli arasında, Yeşilyuva ve Konakören'deki zeytinler de Romalılardan kalmış. Hacıveli Kalesi ve Yakaören’e giderken tepedeki gözetleme yerinden (kale) ve mağaralardan (Karabalçık ve Kirsecik) başka, yalnızca Harmason’da iki su ayazması (pınar) var Romalılardan kalan. Bunlardan 12 metre uzunluğundakinin girişi 1999’da göçmüştü. Kirse Kayası’nın kilise olduğunu gösteren bir belirti yok. Abana ve çevresinde önemli tapınak ve kale kalıntısı yok. Bunun nedeni, İstanbul kuşatması için bölgemizdeki tapınak ve kale taşlarının Rumelihisarı’nın yapımında kullanılmış olmasıdır. Rumelihisarı bu nedenle 4 ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanmış. Abana, 19. yy’da bucak olmadan önce kimi kez Küre’ye, kimi kez Ginolu’ya, kimi kez Istefan’a, Kimi kez Ayandon’a, son kez de İnebolu’ya bağlı görünüyor. Anılan bu yerler ilçe konumundadır. Bucaklık öncesi dönemde Abana’da kadılık kurulmuştur. Abana 1882’de (H 1299) İnebolu’ya bağlı bir bucak durumuna getirildi.Abana’nın kesin bucak olma tarihi 2000'de Kastamonu salnameleri taranarak öğrenilebildi. İstanbul Beyazit ve Kastamonu devlet kitaplıklarında salnamelerin tümü yok. Kastamonu’da kimileri çeviri için verilmiş, geri gelmemiş. H 1298 (1881) tarihli salnemede Abana, İnebolu İlçesi, Evreniyye Bucağı’na (Evrenye = Gemiciler) bağlıyken; bir yıl sonraki H 1299 (1882) salnamesinde Abana, İnebolu İlçesi’ne bağlı bir bucak olarak görünüyor. Evrenye (Gemiciler), Abana’ya bağlı bir köy durumunda. Bu tarihte Küre de İnebolu’nun bucağı. Doğumuzdaki ilçe de İstefan’dır (daha sonra Ayancık). 2000 yılından önce durum karışıktı. Örneğin Arkeolog Ahmet Gökoğlu, Abana’nın H 1284 (1968) yılında İnebolu’nun bir nahiyesi olduğunu yazıyor (Phaflagonya, 1952). Nurettin Peker de 1864 tarihli Vilâyet Nizamnamesi gereğince, Abana’da da belirli bir kadro ile nahiye müdürlüğü kurulmuştur diyor (Abana Gazetesi, 15 Nisan 1978). Nurettin Peker, Zonguldak’ın da Abana ile beraber bucak olduğunu belirtiyor. Kaynaklarda Zonguldak’ın bucak oluşuna ilişkin bilgi de bulamadık. Meydan Larousse (1998), Fatih döneminde Amasra’nın Cenevizliler’den alınması üzerine (1459) Zonguldak bölgesi tamamen Osmanlı yönetimi altına girdi dedikten sonra Zonguldak’ın, Ereğli İlçesi’ne bağlı bir köy durumundayken 1899’da ilçe olduğunu belirtiyor. Ana Britannica’nın (1992) görüşü de böyle. İnebolu'nun ilçe olma tarihini kesin olarak bilen yok! 1988 İnebolu Yıllığında İnebolu için çelişkili olarak, 1413'te Küre'ye bağlı bir nahiye iken, 1867’de (1873’ten sonra) kaza olmuştur deniliyor. Osmanlı Arşivleri'ni İçişleri Bakanlığı denetliyor. Bakanlığın genel müdüründen aldığımız yazıda İnebolu’nun 1869’da ilçe olduğu belirtiliyor(*). Açıklamada 1869’un hicri karşılığı yok. 1286 olması gerekiyor (Kastamonu’da basımevi kurulup ilk salnamenin basım yılı da 1286’dır). Gemiciler (Evrenye) de 1869’da (1882’ye dek) bucak görünüyor (öncesini bilmiyoruz). Ahmet Gökoğlu İnebolu'nun H 1284'te (karşılığı bize göre 1868) ilçe olduğunu belirtiyor (Phaflagonya, 1952, sayfa 21). (*) Kastamonu Milletvekili M. Hadi Dilekçi aracılığıyla İçişleri Bakanı adına Genel müdür Osman Güneş'ten aldığımız yanıt: 20 Aralık 2000 tarihli dilekçeniz üzerine kayıtlarımızda yapılan inceleme sonucunda Kastamonu İli, İnebolu İlçesi'ne bağlı Abana Nahiyesi'nin 1916 yılından önce kurulduğu, 1916 yılında bucak merkezinin Gemiciler (Evrenye) Köyü'ne taşınması ile Evrenpaşa adını aldığı, 1918 yılında nahiye merkezinin Abana Köyü'ne taşınarak, nahiyenin tekrar Abana adını aldığı ve İnebolu'nun 1869 yılında; Abana'nın ise 1945 tarihinde ilçe haline getirildiği anlaşılmıştır. Osmanlı Arşivleri'nde yaptığımız incelemede İnebolu'nun 1869'dan önce de ilçe olduğu bilgilerine rastladık. Hem de 7 ayrı yılda (ve 25 yerde): 1848, 1850, 1853, 1855, 1857, 1858 ve 1859(*). Bunlar tümüyle yanlış olmamalı. *) 07 Mart 1853 tarihine denk düşen arşiv özeti: Maaşsız olarak İnebolu Kazası Müdürü olan Hacı Kaptan'ın azliyle yerine vekaleten müdür olan Hacı Mustafa Ağa'nın asaleten tayini (Tarih: 26 Ca 1269 H, Dosya No: 61, Gömlek No: 57, Fon Kodu: A.}MKT.MVL.). 1860'ta İnebolu'nun bucak olduğunu gösteren bir bilgiye de rastdık(*). *) 09 Mayıs 1860: Dimitri Yorgi'nin İnebolu Nahiyesi'nde harap olan dükkânının inşasına müdahalenin men'i (Tarih: 17 L 1276 H, Dosya No:157, Gömlek No: 42, Fon Kodu: A.}MKT.DV.). Bu durumda İnebolu, 1869'da ikinci kez ilçe oluyor. 1945’te ilçe olan Abana, bugünkü Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerini de içine alıyordu ve 83 köyü vardı (merkezle beraber 84 muhtarlık). 1948’de Devrekâni’nin Şeyhoğlu Köyü de Abana’ya geçti. 1949’da Abana’nın 8 köyü İnebolu’ya bağlandı. Bu köyler Ayvat, Çerçille (Gökbel), Evrenye (Gemiciler), Namazgâh, Keti, Güde, Kazla ve Zerveli’dir.1952’de Abana’nın (Çatalzeytin’le beraber) 74 köyü vardı.1954’te siyasal nedenlerle köy yapılan Abana, Anayasa Mahkemesi kararı sonucu 1967’de bucak; 1968’de de yeniden ilçe oldu. Bugün 10 köyü bulunan Abana İlçesi’nin 33 km2 alanı ve 7’si doğal kumsal olmak üzere 11 km uzunluğunda deniz kıyısı var. Abana İlçesi'nin en yüksek yeri 300 m'dir. BULUNTULAR Elimizde Abana’ya ilişkin İkçağ’dan kalma (Korintos sütunu da içinde) 4-5 mimarlık yapıtı ve Geç Bizans’tan kalma “vaftiz teknesi var. Ayrıca Kastamonu Müzesi’nde Hacıveli’den çıkma kanatlı at başı; Yeşilyuva ve Çayırcık’tan testi, tas-tabak var. Çatalzeytin'in Çağlar Köyü'ndeki Efreç Camisi'nin temel direklerinden ikisi, üzerinde Rumca yazılar bulunan dikilitaş ya da yazılıtaştan oluşuyor. Bu kalıntılardan vaftiz teknesi ve Korintos sütun başlığının izini sürdük. Vaftiz teknesi, Denizbükü’nde Altıkulaç yolu üzerindeki Markoç Ahmet’in (Kaya, 1922) yerinde bulundu (Abana-Çatalzeytin yoluna 500 metre). Eskiden kilise olduğu söylenen bu yerde başka kalıntılar da varmış. Cemal Yıldırım (Denizbükü, 1933): “O yalak (vaftiz teknesi) Markuç Ahmet’in (Kaya, 1922) Mustafa Kale’ye (1893) sattığı yerden çıktı. Oradan daha birçok kalıntı çıkmış. Mustafa Kale o yere samanlık yapmış. Ben o zaman İstanbul’daydım” (özel söyleşi). Veli Kenan (Şener, Yakabaşı, 1898) Denizbükü’nde bulunan bu “tekne”yi Kuğu’dan (Çatalzeytin) Kömüşçü’nün Bayram’a (Yıldız, 1920) mandaların çektiği kızakla Mamuderesi’ne (Yeşilyuva ile Hacıveli arası) götürttü ve orada çeşme yalağı olarak kullanılmaya başlandı (1952). Oradan Abana-Çatalzeytin yolu geçince bu tekne yolun altında kaldı. 1981’de Salim Yılmaz (1938) Abanalı gençlerle yaptığı üç günlük çalışma sonunda bu vaftiz teknesini yolun altından çıkararak Abana’ya getirdi. Mehmet Yıldız (Yeşilyuva, 1939): “Bugün belediye bahçesinde duran ‘vaftiz teknesi’ni Veli Kenan (Şener, 1898) Hacıveli ile Yeşilyuva arasındaki Mamuderesi’ne çeşme yalağı yapmak için Kuğu’da Kömüşçü’nün Bayram’a (Yıldız, 1920), kömüşlerin çektiği kızakla getirttirmiş. İş bitince Kömüşçü’nün Bayram mandaları denize salıp öğle namazına duruyor. Sonra bağırmış çağırmış mandalar gelmemiş. Biz o zaman Hacıveli’de okuyoruz. Yıl 1952. Okul paydos oldu köye (Yeşilyuva) dönüyoruz. Baktık Mamuderesi’nde Kömüşçü’nün Bayram bekliyor. Mandalar denizde. Demek ki mandalar üç saattir denizde. Bize dedi ki: ‘Köy altından bir sandal alıp mandalarımı kıyıya getirirseniz size birer lira vereceğim.’ Biz sandalı yüzdürüp açıldık ve kürek vura vura zorla mandaları kıyıya çıkardık. Kömüşçü’nün Bayram bize 1’er lira yerine 25’er kuruş verdi!” (özel söyleşi*). *) Mandaların denizden çıkmayışına ilişkin bir anı da Mustafa Öztürk (1931) anlattı: “Konyakçı Kâmil (Sakız, Sarıçiçek, 1890) burada (Abana) mandaları denize sokuyor. Mandalar açılıyor ve kıyıya gelmiyor. Baktılar olacak gibi değil, Salim Kaptan’ın (Gürsoy, 1910) Yıldıray motoruyla mandaları açıkta tutup getirdiler” (özel söyleşi). Fotiou Eleni (Tarih öğrencisi, Yunanistan, 1982): “Bu vaftiz teknesi Yunan kalıntısı değil. Yunan yapıtlarında haç bulunmaz. Üzerindeki yazılardaki kimi harfleri okuyabildim ama, yalak yapılırken birçok yazı kesilmiş ve kalan yazılar da yıpranmış olduğundan bir anlam çıkaramadım. Bir kazıbilimci temizlerse okunabilir” (özel söyleşi). Bilge Umar (kazıbilimci): “Bunun (Abana kasabası tarihçesinin İlkçağ’a uzandığı) kanıtı vardır ve Abana Lisesi bahçesinde (bugün Belediye Bahçesi) durmaktadır. Orada duranlar, İlkçağ’dan kalma 4-5 mimarlık yapıtı parçası ile, Geç Bizans çağından bir kilise vaftiz teknesidir. Bunların çoğu, özellikle en gösterişli buluntu olan Korinthos türü sütun başlığı, bugünkü Abana’nın içinde, şimdiki çarşı içi ile Abana Çayı (Ezine) arasında çıkmıştır” (İlkçağ’da Kastamonu, İnebolu ve Abana, Taç Dergisi, 1986, Sayı 2, sayfa 72). Korintos sütunu bugünkü akaryakıt istasyonunun aşağısında, Harmason Köprüsü’ne giden yolun 60 metre kadar deniz yönünde, Paşa Çeşmesi’ne(*) 200 metre uzaklıkta duruyordu ve büyük bir olasılıkla İstanbul’dan getirilmişti. Sütunun bulunduğu yerin 200 yıl önce deniz olması gerekiyor. *) Paşa Çeşmesi’ni Keşeplioğlu Bakkal Mustafa (Akıntürk, 1889) yaptırdı. Fahrettin Ünal (1947): “Ben Devrekâni’den Abana’ya 1959’da geldim. O sütun (korintos) bizim evin arkasındaki bahçedeydi. Ben onu 1970’li yıllarda Salim Yılmaz’a (1938) verdim. Gençleri topladı, traktöre yükleyip götürdü. Sütundan başka hamam kurnası falan da vermiştim” (özel söyleşi). Sevil Yazgan (1945): “Fuat Amcamdan (Ünal, 1910) duydum. Büyükbabamın (Mahir Ünal, 1889) dedesi (Hacı Hafız Hüsnü, 1869) sarayda kâtip mi, hafız mı bir şeymiş. 1920’lerin başında yıkılan ev yapılırken (yerine yapılan evin yerinde bugün ‘Hacı Hafız B Apartmanı var), İstanbul’dan mermer bir şeyler getirmiş. Bu ‘korintos sütunu’ o mermerlerden biri olabilir” (özel söyleşi). Abana Tarihine ilişkin bu bilgiler, Hayati Tahsin YILMAZ'ın bu yılın (2004) sonlarında basılması beklenen Abana Belgeselinden özetlendi. Bu yazı [Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] sitesinden alınmıştır. |
|
|
|
|
|
#54 (permalink) |
|
Yeni BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 28-11-2005
Bulunduğu yer: Kastamonu
Yaş: 27
Mesajlar: 41
Thanks: 2
Thanked 5 Times in 5 Posts
İtibar Gücü: 1437
Karizma Puanı: 129180
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
Kastamonu Abana İlçesinden Birkaç Resim ![]() Gün Batımı Tatil Köyü ![]() Katso Abana Tatil Köyü ![]() ![]() Abana Alesta Tatil Sitesi ![]() Köyüm Kafe ![]() ![]() Çamlık Kafe ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Liman Mevkii ![]() ![]() Hacıveli Kanyonu ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Hacıveli Konağı ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Piknik Alanı Mesire Yeri ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Hacıveli Kanyonu |
|
|
|
|
|
#55 (permalink) |
|
Yeni BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 28-11-2005
Bulunduğu yer: Kastamonu
Yaş: 27
Mesajlar: 41
Thanks: 2
Thanked 5 Times in 5 Posts
İtibar Gücü: 1437
Karizma Puanı: 129180
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
![]() 22.ABANA KÜLTÜR SANAT VE DENİZ ŞENLİKLERİKONSERLER... 28 TEMMUZ CUMA GÜÇLÜ YORUM VE BERRAK SESİYLE ZEYNEP DİZDAR... ![]() ![]() Zeynep Dizdar,1997 yılında “Yolun Açık Ola” isimli albümü ile müzik dünyasına merhaba dedi! Aynı albümün hit şarkısı olan “Vazgeç Gönül” ile kulaklarımızda ve kalplerimizde yer etti! Ve şimdi “İLLE DE SEN” isimli albümü ile yeniden müzikseverlerle buluşuyor. Şimdi herkes “Zehir Gibi” ile dans ediyor! Çok konuşulan “İLLEDE SEN” isimli albümüyle Zeynep Dizdar çıkış şarkısı “Zehir Gibi” ile pop müzik dinleyicisinden tam not aldı. “Zehir Gibi” şu anda radyolarda en çok çalan ve dinleyiciden en çok istek alan şarkılar arasında üst sıralarda yer alıyor. Söz ve Müziği Zeynep Dizdar’a ait olan “ Zehir Gibi” hareketli ritmi ile herkesin bir ağızdan söyleyip dans edebileceği bir şarkı olmasından dolayı kulüplerde de en çok çalınan şarkı durumunda.Şarkının albümde bir de GURCELL versiyonu bulunuyor. Zeynep Dizdar,“Zehir Gibi”ye Tülay İBAK tarafından çekilen klip ile de tüm müzik kanallarında yerini aldı. İlle de Zeynep Dizdar! Tüm müzikseverler Zeynep’in güçlü yorumundan ve berrak sesinden dinleyecekleri Zehir Gibi, Yok Yok,İlle de Sen isimli şarkılarla dans ederken,Yüreğimdeki Yağmurlar,Bırak,Acımasızsın gibi nefis baladlar eşliğinde de duygusal anlar yaşayacaklar. 29 TEMMUZ CUMARTESİ KENDİNE AİT SÖZ VE BESTELERİ KADAR SESİYLE VE YORUMUYLA DA DİKKATLERİ ÇEKEN İDDİALI BİR İSİM KUTSİ... ![]() Kutsi, albümü “Sana ne” ile müzik severlerle buluşuyor. Erol Köse Prodüktörlüğünde yapılan, Kutsi’nin, “Sana ne” adlı albümü 13 şarkı ve 3 versiyondan oluşuyor..13 şarkıdan 10 tanesine imza atan Kutsi’nin besteci kimliği “Sana ne” albümünde de hissediliyor.. “Sana Ne”, “Geçer”, “Canın Sağolsun”, “Doğum Günü” ve “Hançer” şarkılarının söz ve müziği Kutsi’ye ait.. 'Yediden yetmişe' klasik deyiminin üzerine çok yakıştığı bu genç adam her kesimden insanı sene boyu mest etti. 'Aşkın Gururu', 'Geçer' gibi şarkılar albümü evladiyelik yapmaya yeter. Sadece Kutsi'nin yazdığı şarkılar değil tabii tek unsur. Şarkı söyleme tekniği ve her bir şarkıya ayrı ayrı yüklediği duygu konuşmaya değer. 30 TEMMUZ PAZAR GÜNÜ MÜKEMMEL SESİ VE YORUMU İLE EN GÜZEL ŞARKILARIYLA... ÇELİK ![]() ![]() ![]() İlk aşkını yaşayan, aşk için yaşayan,aşkını kaybeden, aşk arayan, yaşlısı , genci, herkes, bu albümde kendisini bulacak.. Bu albüm aşk şarkıları ile dolu.. Aşk özel bir hal, bir frekans, bir dalga boyu… İçi titreyen herkes bunu çok iyi bilir.. Nasıl bir çok konuda, ayrı frekanslarda yayın yapan radyo varsa, birçok haller geçiren, her biri, birbirinden ayrı frekanslarda yaşayan insanlar da var… Bende aşk frekansında yaşıyorum, bu frekansı aşıklar, sevenler anlar, sevenler anlar şarkısı benim albümümün hem çıkış şarkısı hem de ilk şarkısı,bu şarkıyı ve albümdeki diğer şarkıları dinleyen herkes , bu frekansı yakalayan herkes ne demek istediğimi çok iyi anlayacak, dileğim onların hislerine tercüman olmaktır.. Bundan sonra kendimi sadece şarkılarımla ifade edeceğim, ben susuyorum, artık şarkılarım konuşsun, benimle ilgili ne bilmek istiyorsanız, şarkılarımı dinleyin, her şeyim şarkılarımda gizli, her söz benim için derin anlamalar içeren bir kod, bu kodların tamamını AŞK kelimesi ile tanımladım, bu sebeple de bu albümün adını KOD ADI AŞK olarak belirledim.. 27.07.2006 Perşembe 09.00 Perşembe Günü “Abana İçin Senede Bir Gün Kampanyası” 18.00Sünnet Kına Gecesi Konya Mevlana Semazen Grubu, Sema Gösterileri ve Tasavvuf MusikisiPlayback Gösterileri,Animasyon-Müzik-Eğlence ![]() Yer: Festival Meydanı 28.07.2006 Cuma ( 1.Gün) 11.00 Tavla- Satranç Elemeleri ( Yer:Nostalji Kafe) 11.30 Masa Tenisi Elemeleri ( Yer: İnönü Lisesi) 13.30 Sünnet Şöleni ( Yer: Abana Devlet Hastanesi ) 14.30 Tenis Elemeleri 15.00 Streetball Turnuvası,Plaj Voleybolu Elemeleri ( Uğur Mumcu Tesisleri) 18.00 Açılış Kastamonu CHP Milletvekili Mehmet Yıldırım,Parti Meclis Üyesi Şahnaz ÇAKIRALP Festival Korteji -Çelenk Koyma Töreni Yer: Cumhuriyet Meydanı Belediye Bandosu Gösterisi Ankara Büyükşehir Belediyesi Mehteran Gösterisi Avcılar Belediyesi Geleneksel Danslar Topluluğu Gösterisi ![]() Özgürlük Meydanı Açılışı Prof. Dr. Ressam Ramiz AYDIN 38.Kişisel Resim Sergisi Yrd.Doç. Dr. Ressam İdil UZ Resim Sergisi Ressam Sevim ARGUN 8. Kişisel Resim Sergisi ![]() Ressam Serap BÜYÜKBEKTAŞ 6.Kişisel Resim Sergisi Ressam Hayriye SENCER 5. Kişisel Resim Sergisi Ressam Yakut KALKAVAN 8.Kişisel Resim Sergisi Ressam Nedret TAN 2. Kişisel Resim Sergisi A.Burhan ERSAN Ebru Sanatçısı Ebru Sergisi Emel ÖZCAN- Eda ÖZCAN Çini Sergisi Hat ve Ebru Sanatçısı Rafet KÜLLÜOĞLU Hat Sergisi Tezhib Sanatçısı Amine KÜLLÜOĞLU Tezhib Sergisi Yapımcı-Yönetmen Fahri TANIR Belgesel Gösterimi Yrd.Doç.Dr. Pınar OLGAÇ Resim Sergisi ![]() Yer: Behçet Kemal Çağlar Güzel Sanatlar Çarşısı 21.00 Şenlik Gecesi Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası Konseri Nur YOLDAŞ ve BANU ![]() ![]() Şenlik Konseri –Zeynep DİZDAR Havai Fişek Gösterisi ![]() 29.07.2006 Cumartesi (2.Gün) 11.00 Tavla ve Satranç Turnuvası Finali 12.00 Masa Tenisi Finali 14.00 Liman Etkinlikleri Kürekli Sandal Yarışları Dalma Yarışı-Yüzme Yarışı ![]() Ördek Kapma-Yağlı Direk Gürkan AKÇAER Turabder AB Projeleri Gn. Koord. Gazeteci Yazar Nazım ALPMAN Yer: Belediye Aile Çay Bahçesi 16.30 Masa Tenis,Plaj Voleybolu,Streetball Elemeleri 17.00 Şair Yazar Cezmi ERSÖZ-Müzisyen Haluk ÇETİN İmza Günü 18.00 Özel Uğurlu Hastanesi Sağlık Söyleşisi Konu: Meme Kanseri Tanı ve Tedavi Yöntemleri Konuşmacılar:-Dr.Atıf UĞURLU Başhekim Op.Dr.Muhsine KORKMAZ Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Op.Dr.S.Erkut KESKİN Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Erdinç ELEVLİ Genel Cerrahi Uzmanı 20.00 Ceyda BAL Türk Sanat Müziği Konseri 21.00 Şenlik Konseri KUTSİ ![]() Güzellik Yarışması (Sponsor Ünal Gelinlik) 30.07.2006 Pazar ( 3. Gün) 14.00 Streetball Turnuvası Finali 15.00 Voleybol Finali 16.00 Masa Tenis Finali16.30 Trap Atışı (Yer: Merkez Sahil) 17.30 Bisiklet Yarışması 18.30 Maraton Yarışması ![]() 19.00 Şair Yazar Ataol BEHRAMOĞLU-Müzisyen Haluk ÇETİN Şiir Dinletisi ![]() 20.00 Ceyda BAL Türk Pop Müziği Konseri 21.30 Şenlik Konseri-ÇELİK ![]() Ödül Töreni Havai Fişek Gösterisi ![]() ![]() UNUTMAYIN! ŞENLİĞİMİZE HEPİNİZ DAVETLİSİNİZ... |
|
|
|
|
|
#56 (permalink) |
|
Ebedi BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 29-01-2006
Bulunduğu yer: Artık Saklanmıyorum...
Mesajlar: 2.324
Thanks: 1.673
Thanked 1.890 Times in 884 Posts
İtibar Gücü: 7473203
Karizma Puanı: 672587925
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
Eywallah poyraz. Teşekkürler. 3 seneden beri gidemiyorum kastamonu ya. Ama ilk gittiğimde gezip göreceğim yer Abana olacaktır. Çok methettiler. Çok ta güzel bi yer olduğunu resimlerden de gördük. İnşallah bakalım. Bilgiler için ellerine sağlık. Tekrar teşekkürler...
|
|
|
|
|
|
#57 (permalink) |
|
Cezalı Üye
Üyelik tarihi: 31-03-2006
Bulunduğu yer: uzay boşluğunda
Mesajlar: 15
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
İtibar Gücü: 0
Karizma Puanı: 10
Karizma Derecesi ![]() |
tüm kastamonululara selam olsun bende kastamonu sayılırımmm...
|
|
|
|
|
|
#58 (permalink) | |
|
Yeni BuYuKFoRuMLu
![]()
Üyelik tarihi: 28-11-2005
Bulunduğu yer: Kastamonu
Yaş: 27
Mesajlar: 41
Thanks: 2
Thanked 5 Times in 5 Posts
İtibar Gücü: 1437
Karizma Puanı: 129180
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Cinsiyeti: Bay
Takımı: Fenerbahce
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|